Northeastern Üniversitesi’nden bilim insanları, uyku apnesi teşhisi için çok kolay ve etkili yeni bir yöntem geliştirdiler. Halen sadece uyku laboratuarında uygulanabilen ve oldukça uzun süren AHİ testinin aksine yeni yöntemle teşhis uyanıkken de hızlıca konabiliyor. Journal of Sleep Research dergisinde yayımlanan çalışmaya göre, yeni test ile uyku apnesi EEG yardımıyla kişiler uyanıkken bile beyin sinyallerinin analiziyle tespit edilebiliyor. Mevcut teşhis yöntemi pratik olmadığı için hastalar genellikle geç tanı alıyor ve uyku apnesinin neden olduğu pek çok sağlık soruna maruz kalıyorlardı.
Uyku apnesi, solunumun uyku sırasında sık sık kesintiye uğramasına neden olan yaygın bir uyku bozukluğudur. Tedavi edilmediğinde kronik yorgunluk, hafıza kaybı ve depresyon gibi ciddi sorunlara neden olur. Solunum yollarındaki tıkanıklıklar veya beyin sinyallerindeki bozukluklar uyku apnesine neden olabilir. Geleneksel olarak, hastalığın teşhisinde, laboratuvar ortamında gece yapılan apne-hipopne indeksi (AHI) uyku testleri kullanılır.
Araştırmada, uyku apnesi olan ve sağlıklı çocukların beyin aktiviteleri arasındaki farklar incelendi. 3673 çocuktan alınan EEG (beyin dalgaları) kayıtları kullanılarak, hastalar uyku sırasında yaşadıkları oksijen düşüşleri ve apne-hipopne indeksi (AHI) değerlerine göre iki gruba ayrıldı. Beyin sinyalleri, uyku apnesi atakları sırasında, oksijen seviyeleri düştüğünde ve uyumadan hemen önce analiz edildi. Sonuçlar, uyku apnesi olan çocukların beyin aktivitelerinin sağlıklı çocuklardan önemli ölçüde farklı olduğunu gösterdi.
Uyku apnesi nedir? Apne belirtileri, testi, tanısı ve tedavisi
Mevcut teşhis yönteminin aksine geliştirdikleri yeni test sayesinde uyku apnesi teşhisinin çok daha hızlı ve erişilebilir hale gelebileceğini söyleyen çalışmanın başyazarı Dr. Aarti Sathyanarayana şu değerlendirmeyi yapıyor: “Daha önce kimse uyku apnesini uyanıkken teşhis etmeyi düşünmemişti çünkü kulağa mantıksız geliyor. REM uykusunda bunu yapmak daha kolaydır, ancak biz bunun uyanıkken de mümkün olduğunu gösterdik.”
Şu anda uyku apnesinin teşhisinde apne-hipopne indeksi (AHİ) altın standart olarak kabul ediliyor. Bu yöntem, kişinin nefes almasının kaç kez kesintiye uğradığını ölçerek hastalığı teşhis ediyor. Ancak Sathyanarayana’nın yeni yöntemi, uyku laboratuvarlarına gerek kalmadan, taşınabilir EEG cihazlarıyla teşhis koyabilme potansiyeline sahip.
Araştırmacılar, bu teknolojiyi tüketiciye yönelik EEG cihazlarına entegre etmek için patent başvurusu yaptığını duyurdu. Böylece, bu cihazlar akıllı saatler gibi kişisel sağlık takibi için kullanılabilecek. Dr. Sathyanarayana, “İnsanlar artık uyku düzenlerini takip etmek için akıllı saat kullanıyor. Aynı mantıkla, bu EEG cihazları da uyku apnesinin izlenmesini ve tedavi sürecinin değerlendirilmesini sağlayabilir” diyor.
Uyku Apnesi ve gündüz uykululuk hali, hayati sorunlara neden olabiliyor!
Uyku apnesinin uykuda teşhis edilmesi zor ve pahalı bir süreçtir. Ancak bu yeni araştırma, uykuya gerek kalmadan, basit ve taşınabilir cihazlarla teşhis koymanın mümkün olabileceğini gösteriyor. Eğer bu teknoloji yaygınlaşırsa, milyonlarca insanın daha hızlı teşhis edilmesi ve tedaviye daha erken başlaması sağlanabilir.
Uyku Apnesi Olan Çocuklarda Elektroensefalogram Sinyallerinin Topolojik Veri Analizine Dayalı Özellikleri
Bu çalışma, obstrüktif uyku apnesi (OSA) olan pediatrik hastaların beyinlerindeki fonksiyonel sinirsel bağlantı farklılıklarını belirlemeyi amaçlamaktadır. 3673 pediatrik hastadan alınan EEG sinyallerini kullanarak, bireyleri uyku sırasında oksijen desatürasyon seviyeleri ve apne-hipopne indeksi (AHI) temelinde OSA veya kontrol gruplarına ayırdık ve topolojik veri analizi (TDA) tekniklerini uyguladık. Çalışmamızı, TDA tabanlı EEG özelliklerinin istatistiksel testleri ile değerlendirdik; bu testler, uyku apnesi olan bireylerde fonksiyonel sinirsel bağlantının kontrol grubuna kıyasla belirgin farklılıklar gösterdiğini ortaya koydu. Apne ve hipopne olayları sırasında alınan EEG sinyalleri ile sağlıklı bireylerden alınan sinyaller arasında istatistiksel olarak anlamlı farklar (p<0.05) bulundu. Ancak, aynı gruptaki gizil (latent) EEG sinyalleri arasında anlamlı bir fark tespit edilmedi. Oksijen desatürasyonu sırasında toplanan EEG sinyalleri ile kontrol grubunun EEG sinyalleri arasında önemli farklılıklar gözlemlendi. Ayrıca, herhangi bir oksijen desatürasyonu yaşanmayan dönemdeki EEG sinyalleri ile kontrol grubu EEG’leri arasında da anlamlı farklılıklar tespit edildi. Son olarak, minimum oksijen satürasyonu seviyelerine göre gruplandırılan bireylerde, uyku öncesi uyanıklık döneminde kaydedilen polisomnografi verilerinde de önemli farklılıklar bulundu.
Sadece Bir Gecelik Uykusuzluk Bile Bağışıklık Sistemine Hasar Verebiliyor!
TDA teknikleri, OSA’lı bireylerin EEG sinyalleri ile sağlıklı bireylerin EEG sinyalleri arasında, uyanıklık dönemleri de dahil olmak üzere istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar belirlememizi sağlamaktadır. Sonuçlarımız, uyku apnesinin merkezi sinir sistemi üzerindeki etkileri hakkında yeni bakış açıları sunmakta ve uyku apnesinin teşhisinde potansiyel yeni yöntemler geliştirilmesine yönelik önemli bilgiler sağlamaktadır.
Kaynaklar ve Referanslar:
1- Topological Data Analysis Based Characteristics of Electroencephalogram Signals in Children With Sleep Apnea, Journal of Sleep Research (2025). DOI: 10.1111/jsr.70017YAZIYI PAYLAŞ
YORUMUNUZ VAR MI?