Terden Kan Şekeri Ölçen Sensör ile Parmak Delmeye Gerek Kalmayacak!

17 Aralık 2024   |    16 Ocak 2025    |   Kategori: Diyabet, Güncel / Literatür Print

Diyabet hastaları günlük kan şekeri takibi için çoğunlukla parmak delme yöntemini kullanıyorlar. Bu hem acı verici hem de zahmetli işlem, ayrıca düzenli yapılmadığında hastalığın yönetimini zorlaştırıyor. Ancak, Binghamton Üniversitesi’nde geliştirilen yeni bir teknoloji, bu sorunu kökten çözebilir. Araştırmacılar, ter bazlı bir sensörle glikoz seviyelerini acısız ve pratik bir şekilde ölçmenin yolunu buldu. Yeni geliştirilen bu kağıt tabanlı biyosensör, glikoz ölçümünü potasyum açısından zengin vücut sıvıları, özellikle ter üzerinden yapıyor. Araştırmacılara göre bu yeni sensör teknolojisi, diyabet yönetiminde yenilikçi, düşük maliyetli ve sürdürülebilir bir çözüm alternatifi olabilir.

Bakteri Sporları ile Çalışan Kağıt Tabanlı Sistem

Microsystems & Nanoengineering dergisinde yayımlanan çalışma diyabet yönetiminde büyük gelişme olarak görülüyor. Araştırmayı yürüten Profesör Seokheun Choi ve ekibi, kağıt tabanlı biyosensör sistemini geliştirmek için Bacillus subtilis bakterisinin sporlarını kullandı. Bu bakteri sporları, potasyum bakımından zengin vücut sıvılarında – örneğin terde – glikoza yanıt olarak aktive oluyor ve elektrik üretmeye başlıyor. Bu elektrik seviyesi, kandaki glikoz miktarını belirlemede kullanılıyor.

Kan şekeri nedir? Nasıl ölçülür? Yüksekliği ve düşüklüğü neden olur?

Geleneksel kan şekeri ölçüm sistemleri enzimatik reaksiyonlara dayanıyor ve bu yöntemlerin dezavantajı, zamanla etkinliğini yitirmeleri. Enzimler soğuk ortamda saklansa bile dayanıklılık süreleri sınırlı oluyor. Ancak, bakteriyel sporlar yalnızca uygun koşullarda aktive olduğundan, çok daha uzun süre kullanılabiliyor ve stabil kalabiliyor. Profesör Choi, bu özelliği şu sözlerle açıklıyor: “Enzimler zamanla bozulur ve etkinliklerini kaybeder. Ancak bakteri sporları çok dayanıklıdır ve yalnızca uygun koşullar sağlandığında çalışmaya başlar.”

Ter Bazlı Sensör Nasıl Çalışıyor?

Yeni geliştirilen bu kağıt tabanlı biyosensör, glikoz ölçümünü potasyum açısından zengin vücut sıvıları, özellikle ter üzerinden yapıyor. Sensör, glikoz konsantrasyonuna bağlı olarak elektrik üreten mikro yakıt hücrelerine entegre ediliyor. Bu elektrik, glikoz seviyelerini gösteren bir sinyal olarak algılanıyor. Araştırma sonuçlarına göre, sistem 0.07 mM gibi oldukça düşük bir glikoz seviyesini dahi tespit edebiliyor.

Bu yöntem, yalnızca doğru ölçüm sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda ekonomik ve taşınabilir bir çözüm sunuyor. Araştırma ekibinde yer alan Yang “Lexi” Gao, bu teknolojinin sürdürülebilirliğine vurgu yaparak, “Kağıt tabanlı ve düşük maliyetli bu cihaz, herkesin erişebileceği bir çözüm olabilir,” diyor.

Gelecekteki Adımlar

Araştırma ekibi, sensörün doğruluğunu artırmak ve potasyum seviyelerindeki bireysel farklılıkların etkisini azaltmak için çalışmalara devam ediyor. Şu anda cihazın hassasiyeti, geleneksel enzimatik sensörlerin gerisinde kalıyor, ancak geliştirilecek yeni optimizasyonlarla bu sorunun çözülebileceği düşünülüyor.

Tip 2 diyabet nedir? Neden olur? Belirtileri ve tedavisi

Bu yenilikçi çalışma, giyilebilir teknolojiler için de büyük bir potansiyel taşıyor. Kağıt tabanlı bu biyosensörün, noninvaziv (acısız) ve taşınabilir olması, diyabet hastaları için devrim niteliğinde bir çözüm sunabilir. Araştırmacılar, sistemin yakın gelecekte giyilebilir glikoz ölçüm cihazlarına entegre edilerek yaygınlaşmasını hedefliyor. Bu sayede diyabet hastaları, günlük kan şekeri ölçümlerini zahmetsiz ve ağrısız bir şekilde gerçekleştirebilecek.

Araştırmanın Özeti

Binghamton Üniversitesi’nde geliştirilen yeni bir kağıt tabanlı biyosensör, diyabet hastalarının kan şekeri takibini acısız ve pratik hale getirebilir. Bu yenilikçi sistem, Bacillus subtilis bakterisinin sporlarını kullanarak terdeki glikoz seviyesini ölçüyor ve üretilen elektrik sinyalleriyle glikoz değerini belirliyor. Geleneksel enzimatik sensörlerin aksine, bakteriyel sporlar uzun ömürlü ve dayanıklı olduğu için raf ömrü çok daha uzun. Bu sistem 0.07 mM gibi düşük glikoz seviyelerini bile tespit edebiliyor.

Geleneksel yöntemlerin acı verici ve zahmetli doğasına çözüm olarak geliştirilen bu sensör, taşınabilir ve düşük maliyetli olmasıyla dikkat çekiyor. Çalışmanın başyazarı Yang “Lexi” Gao, bu teknolojinin sürdürülebilir ve herkesin erişebileceği bir çözüm sunduğunu vurguluyor. Ancak, potasyum seviyelerindeki bireysel farklılıkların sensör hassasiyetini etkileyebileceği belirtiliyor. Araştırma ekibi, sensörün doğruluğunu artırmak ve teknolojiyi optimize etmek için çalışmalarını sürdürüyor. Bu sistemin gelecekte giyilebilir cihazlara entegre edilmesi, diyabet takibini çok daha kolay ve konforlu hale getirebilir.

YORUMUNUZ VAR MI?

guest

0 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm yorumları gör
Araç çubuğuna atla