Halk arasında gözde ‘’Kuş kanadı’’ olarak bilinen Pterjium’un, genellikle burun tarafındaki gözün beyaz kısmında başlar. Başlangıçta küçük sarı, beyaz bir kabartı şeklinde seyreder. Bu duruma ‘‘Pinguekula’’ denir. Zaman içerisinde kanat şeklinde büyüyüp gözün renkli kısmı kornea denilen şeffaf tabakaya kadar uzanır. Gözbebeğine yaklaşıp o bölgeyi kenardan kaplamaya başladığı safhada ise kalıcı görme kusurlarının meydana gelmesine yol açar. İlk evrede batma, kızarıklık, yanma ve ağrı oluşumuna neden olur. İleri safhalarda hastanın gözünde astigmatizmayı arttırarak veya göz bebeğini kapatarak gözlük kullanımına rağmen düzelmeyen kalıcı görme kusurlarının meydana gelmesine neden olur. Çoğu kişi tarafından sadece kızarıklık olarak algılandığı için sorun yaratmayacağı düşünülen pterjium, erken dönemde sadece kızarıklık olmasına rağmen kornea üzerine doğru ilerleyerek yapıştığı yerde deformasyona ve lekeye neden olur. Sonradan tedavi edilse dahi sebep olduğu astigmat ve leke, kişinin görme kalitesini olumsuz etkiler. Genellikle sıcak ve kuru havada yaşayanlarda uzun süre ultreviyola ışığına maruz kalanlarda sık görülür.
Avrupagöz Merkezi göz hastalıkları uzmanı Op. Dr. Hasan Oğuzhan, Pterjium hastalığında tek tedavinin cerrahi olduğunu belirtti. Hastalığın başlangıç döneminde küçük boyutta iken şikayetleri azaltmak için öncelikle damla tedavisi önerildiğini, ancak bu kalıcı çözüm getirmeyeceğini söyledi. Zaman içerisinde Pterjium büyüdüğünde cerrahi tedavinin de kaçınılmaz olduğunu ekledi. Oğuzhan, “ Lokal anestezi altında yaklaşık 15 dakika süren operasyonla hasta bir hafta sonra günlük yaşantısına devam edebilmektedir. İyileşme süreci ise en az üç aydır” dedi.
Op Dr. Oğuzhan, cerrahide birkaç farlı yöntemin kullanıldığı söyledi. Oğuzhan, “Lokal anestezi altında büyüyen pterjium dokusu çıkarılarak sadece dikiş konulup yara eti kapatılır. Bu tedavi yönteminde hastalık tekrarlanabilir. Bu tekrarlamayı engellemek için genellikle yama tekniği dediğimiz kök hücre tedavisi önerilmektedir. Bu yöntemle gözün sağlam kısmından bir parça alınarak yara yeri kapatılmaktadır. Bu yamayı yerine tutturmak için dikiş veya yama yapıştırıcısı denilen özel bir ilaç kullanılır. Dikişler zaman içerisinde kendiliğinden erir. Ancak ilk zamanlarda hastada batma hissi rahatsızlığı oluşturur. Bu sebepten doku yapıştırıcısı kullanmak en uygunudur. Hem hastaya hem de bizlere konfor sağlar. Bu yöntemle beraber hastalık tekrarlanmaz” dedi.
Pterjiumun görülme sıklığının kadınlara kıyasla erkeklerde daha fazla olduğu bilgisini veren Op. Dr. Oğuzhan, bu farklılığın erkeklerin dış ortamlarda daha fazla bulunmalarından kaynaklandığını söyledi. Özellikle açık havada çalışan; çiftçi, denizci ve inşaat işçiliği ile uğraşanların korunmak için mutlaka güneş gözlüğü kullanmalarının gerektiğinin de altını çizdi.
YAZIYI PAYLAŞ
YORUMUNUZ VAR MI?