Prof. Dr. Nuri Karadurmuş: Kanser sadece medikal değil psikolojik mücadele de gerektiriyor

Yazan Hatice Pala Kaya
17 Şubat 2025   |    15 Mart 2025    |   Kategori: Onkoloji Print

Kanser teşhisi konan bireylerin tedavi sürecine uyum sağlayabilmesi için ruhsal açıdan güçlü olmalarının önemine dikkat çeken Türk Tıbbi Onkoloji Derneği (TTOD) Başkanı Prof. Dr. Nuri Karadurmuş, hastaların farklı periyotlarla tedavi aldığını, bazı hastaların günlük, kimilerinin ise haftalık ya da aylık tedavi süreçlerinden geçtiğini, motivasyon kaybının ise tedavinin aksamasına neden olabileceğini söyledi. Hastaların tedavi sürecinde psikolojik destek almalarının kritik bir rol oynadığını belirten Prof. Dr. Karadurmuş, kanser teşhisinin hastalar üzerinde büyük bir psikolojik baskı yarattığını vurguladı.

Prof. Dr. Nuri Karadurmuş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Öyle bir tanı ve konuyla uğraşıyoruz ki, kanser erken evre bile olsa hem hastanın hem yakınlarının aklına ilk gelen şey ölüm oluyor. Hasta, duyduğu anda beynine adeta bir siyah perde iniyor. Ne yapacağını, nasıl tedavi edileceğini ve nasıl hayatta kalacağını sorguluyor. İşte o noktada gerçek bir yaşam mücadelesi başlıyor. Yakınlarıyla beraber uzun sürecek bu maratonda Psiko-Onkolojinin sürece büyük katkısı oluyor.”

TTOD psikolojik desteği de ön planda tutuyor

Son yıllarda onkoloji dünyasında yaşanan hızlı gelişmelerin kansere bağlı ölümlerin azalmasına büyük katkı sağladığının kaydeden Prof. Dr. Karadurmuş, tedavide kullanılan kemoterapi, akıllı ilaçlar ve immünoterapi gibi yöntemlerle büyük ilerlemeler kaydedildiğini, hastaların daha uzun ve kaliteli bir yaşam sürmesinin hedeflendiğini vurguladı.Kanserle mücadelede hem tıbbi hem psikolojik desteğin büyük önem taşıdığına işaret eden Prof. Dr. Karadurmuş, şu bilgileri paylaştı: “Hastalarımızın bu mücadelede bizimle birlikte yol alabilmesi için psikolojik destek almaları şart. Hastaların iç dünyasını ne kadar iyi anlarsak ve empati kurarsak, tedavi sürecinde o kadar başarılı sonuçlar elde edebiliriz. Dernek olarak, sadece modern tıbbi tedavileri değil, psiko-analitik gelişimleri, psikolojik destekleri de ön planda tutup, kendi içimizde de branşlaşmaya doğru gidiyoruz.”

Psiko-onkoloji, kanser tedavisinin parçası haline gelmeli

Kanserle mücadelede bir ilk: Hastaların duyguları sanata dönüşüyor!

Uludağ Onkoloji Dayanışma Derneği (ONKODAY) ve Kanserle Dans Derneği, kanser hastalarının yaşadığı duygusal süreçleri görünür kılmak için “Duyguların Yolculuğu” projesini hayata geçirdi. Bristol Myers Squibb’in katkılarıyla hayata geçirilen yapay zeka destekli bu proje, kanser hastalarının teşhis anından tedavi sonrasına kadar yaşadığı duygusal değişimleri görselleştirerek, kanser hastalarının yaşadıkları duygusal sürecin sağlık profesyonellerine ve topluma daha iyi anlatılması, bu doğrultuda kanser tedavisinde insan odaklı bir yaklaşımın benimsenmesini hedefliyor. Proje kapsamında, hastaların iç görüleri alınarak oluşturulan görseller, hastanelerde ve sergi alanlarında gösterilecek. Aynı zamanda, psikologların Psiko-Onkoloji alanındaki eğitimlerine destek verilecek.

Psikolojik destek, kanser hastalarının tedavi sürecini güçlendiriyor

Kanser hastalarının yaşadığı en büyük zorluklardan birinin tanı anından itibaren karşı karşıya kaldıkları psikolojik ve duygusal süreçler olduğunu dile getiren Uzm. Psiko-Onkolog Sibel Cesur Akyunak, kanser teşhisi alan hastaların yaşadığı duygu değişimlerinin tedaviye olan etkisine ve psikolojik desteğin önemine dikkat çekti.

Akyunak, Psiko-Onkoloji alanında yaklaşık yirmi yıldır çalıştığını ve hastaların kanser tanısı aldıklarında ilk tepkilerinin genellikle duygusal bir çöküş olduğunu belirterek şunları söyledi: “Kanser bir sonun başlangıcı değil, bir sürecin başlangıcıdır ve bu süreç çok önemlidir. Kanser tanısı alan hastalar ilk başta duygularını kontrol edememe, öfke, kızgınlık, başkalarını suçlama veya tamamen içe kapanma gibi tepkiler gösterebiliyorlar. Kimi zaman da ölüme hazırlanmak gibi bir duygu içinde olabiliyorlar. Bu dönemde psikolojik destek almak, hastanın hem kendiyle hem de çevresiyle olan ilişkilerini düzenleyebilmesi açısından kritik önem taşıyor.”

Psiko-Onkoloji alanı gelişmeli ve yaygınlaşmalı

Kanser hastalarının tedavi sürecinde duygularını ifade etmelerinin, korkularını paylaşmalarının ve kaygılarıyla yüzleşmelerinin önemine değinen Uzm. Psiko-Onkolog Sibel Akyunak, Psiko-Onkolojinin yeterince yaygınlaşmadığını, birçok psikoloğun bu alanda çalışmayı tercih etmediğini belirtti.

Kanserle yaşamak ya da ‘Kanser Survivor’ı olmak

Akyunak, “Ne yazık ki Psiko-Onkoloji eğitimi halen yeterince yaygın değil. Birçok psikoloğun da maalesef kaçtığı bir alan. Çünkü çok zorlayıcı olabiliyor. İnsanlar kanser adını bile duymak istemiyor. Bırakın kendisinde duymayı, çevresinde bile duymak istemediğinden, bu alanda çalışmak konusunda tedirgin ve kaygılı olabiliyorlar. Ancak özellikle hastanelerde çalışan arkadaşlara bu eğitimi veriyoruz. Çünkü bilerek yapmaları gerekiyor. Küçücük bir cümle, küçücük bir kelime veya onları kaygılandıracak, korkutacak herhangi bir söylem, hastanın bütün sürecini olumsuz etkileyebiliyor. O nedenle Psiko-Onkoloji daha fazla bilinmesi ve yaygınlaşması gereken bir alan” dedi.

Kanserle Dans Derneği Başkanı Sevil Gürkan:

Bıçak sırtında yürüdüm ama sonu çok güzel

Projenin tanıtım toplantısında konuşan Kanserle Dans Derneği Başkanı Sevil Gürkan, kanserle mücadelede yalnızca hastaların değil, onların yakınlarının ve sağlık çalışanlarının da psikososyal desteğe ihtiyacı olduğuna işaret ederek, “Duyguların Yolculuğu’ projesi, empatiyi ve dayanışmayı artırarak hasta iletişimini güçlendirecek” dedi.

Sevil Gürkan, kanser teşhisi konulduğunda yaşadığı duygusal zorlukları ve tedavi sürecini anlatarak, nadir bir kanser türü ile mücadele ettiğini ve bu yolculuğun ona ‘bıçak sırtında yürümek’ gibi hissettirdiğini belirtti. Kanser teşhisinin ardından tedavi sürecinde yaşadığı belirsizliği ve duygusal yükü, çevresindekilere hissettirmemeye çalıştığını vurgulayan Gürkan, “Kanser, bir anda hayatınızı değiştiriyor ve şok yaşıyorsunuz.

Derinden sarsılıyorsunuz ama bunu ailenize hissettirmemeye çalışıyorsunuz. Ben o süreçte ağlayamadım, bir boşalma hissedemedim. Eşim, çocuklarım, annem, babam hep yanımdaydılar, bana baktılar, ilgilendiler. Onlar için de çok zordu, bir anne-babasınız, evladınıza kanser teşhisi konuyor ve onun yanında üzüntünüzü göstermiyorsunuz. Sürekli gülen bir yüzle, o tedirginliği hiç hissettirmediler” diye konuştu.

Prof. Dr. Altuntaş: Kanserde sadece tedavi değil, psikolojik destek de önemli

Son olarak, yapay zeka ile görselleştirilen fotoğraflarına da değinen Gürkan, kanser sürecindeki duygularının görsellerde çok güzel bir şekilde yansıtıldığını ifade ederek, “Hiç kimse bir daha bıçak sırtında yürümesin” dedi.

Kanser tedavi ekibine psikologlar da dahil edilmeli

Kanserle mücadelede multidisipliner yaklaşımın öneminin altını çizen ONKODAY Başkanı Füsun Önen ise “Kanser hastalığı ile mücadelede fiziksel tedavinin yanında duygusal desteğin, tedavinin iki ayağından biri olduğuna inanıyoruz. Hastaların ve hasta yakınlarının geçtikleri zorlu yolda daha fazla duygusal desteğe ihtiyaçları var. Bu doğrultuda onkoloji hasta derneklerinin hasta ve yakınlarına yönelik bu tür değerli ve fayda yaratan projeler üretmesini kıymetli buluyoruz” açıklamasını yaptı.Önen, özellikle yeni tanı almış hastalar için umut veren başarı hikayelerinin büyük önem taşıdığını vurgulayarak, “Hayata sıkı sıkı sarılmalarını ve her zaman kendilerine bir hedef koymalarını öneriyoruz. Bizim hikayemizdeki bu hedeflere biz ulaştık. Bugün sağlıklıysak, başarmışız demektir” dedi. Ancak, kanser tedavisinde eksik bir alanın psikoloji olduğuna dikkati çeken Füsun Önen, Türkiye’de Psiko-Onkoloji çalışan psikolog sayısının yetersiz olduğunu, kanser tedavi ekiplerinde onkolog, patolog ve radyolog gibi uzmanların yanında bir psikoloğun da yer alması gerektiğini kaydetti. Tedavi sürecinde psikolojik destek almanın, hastaların hastalıkla başa çıkmalarını kolaylaştıracağını belirten Önen, “Hastalar sadece çok ihtiyaç duyduğunda psikoloğa başvurabiliyor, ancak tedavi sürecinde bir psikologla düzenli görüşmeler, hastaların hastalığını çok daha kolay tolere edebilmesini ve süreci daha az yorularak atlatmalarını sağlar” değerlendirmesini yaptı.

2022’de yaklaşık 20 milyon kişiye yeni kanser tanısı konuldu

Kanserin hem dünya çapında hem de Türkiye’de ciddi bir sağlık sorunu olmaya devam ettiğinin altını çizen Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Türkkan Evrensel, DSÖ verilerine göre, 2022 yılında dünya genelinde yaklaşık 20 milyon kişiye yeni kanser tanısı konulduğunu kaydetti.

Kanserde doğru sanılan yanlış bilgiler teşhisi geciktiriyor!

Bu rakamın, önümüzdeki 25 yıl içinde 35 milyona ulaşmasının beklendiğini belirten Prof. Dr. Evrensel, “Bu yaklaşık %70’lik bir artışı kapsıyor ve bu nedenle kanserle mücadele adına atılacak her türlü adım büyük önem taşıyor. Kanserle mücadelede sivil toplum kuruluşlarının, basın mensuplarının, sağlık çalışanlarının ve ulusal sağlık otoritelerinin katkısı son derece önemli ki, kanserin önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu bu bağlamda vurgulamak gerekiyor. Yapılan çalışmalar zaman içerisinde önleyici faaliyetlerin, tarama programlarının ve tedavilerin yaygınlaşmasıyla kanser sayısının azaldığını ve ölümlerin düşürülebileceğini göstermiştir” dedi.

Hastaların umudunu canlı tutacak bir dil kullanmak gerekiyor

Prof. Dr. Evrensel, kanser tanısı alan bir hastanın yaşadığı belirsizlik ve duygusal karmaşayı anlamanın tedavi sürecindeki en önemli adımlardan biri olduğuna işaret ederek, hastalara kanser olduğunu açıklarken dikkat edilmesi gereken önemli noktalara da değindi. Evrensel, “Bu, basit gibi görünen ama aslında çok kritik bir faktör. Hastalara verilen mesaj, onların tedaviye uyumunu ve psikolojik süreçlerini ciddi şekilde etkileyebiliyor. Özellikle hastalara tedavi sürecini anlatırken, umudu canlı tutacak ve cesaretini kırmayacak bir dil kullanmak önemli. Bazı cümleler, tedaviyle ilgili kararlarını doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle, cümlelerinizi seçerken hastaya güven veren ve başarıyı vurgulayan bir dil kullanmak gerekiyor. Ayrıca her hastanın kendine has bir yolculuğu var. Sosyal ve kültürel durumuna göre cümlelerinizi seçmeniz dikkat edilmesi gereken bir nokta” dedi.

YORUMUNUZ VAR MI?

guest

0 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm yorumları gör
Araç çubuğuna atla