Diyabeti olan hastalar, hastalıklarının ağırlığına ve tipine göre, insülin kullanıp kullanmadıklarına göre ayrılırlar. Eğer hastamız ilaçsız, sadece diyet ve egzersizle takip ediliyorsa, şekerinin takiplerine göre oruç tutmasına izin veririz. Örneğin ilaçsız olarak şeker düzeyleri normal seyreden, uzun açlıklarda şeker düşüklüğü (hipoglisemi) nöbetleri olmayan bir hastaysa, izin verir gidişata göre devam edip edemeyeceğine karar veririz.
Oruç tutmaması gerekenler ve orucun riskli olduğu 6 hastalık
İlaç kullanıyor ancak, yoğun bir tedavi değilse ve ilaçları sahur veya iftarda alabilecek gibi ayarlanabiliyorsa, aynı şeyi uygularız. Ancak ilaç aralıkları sahur ve iftar için fazla kısa ve ayarlaması zorsa izin vermeyiz. İnsülin kullanan hastalar ise asla oruç tutmamalıdırlar. Aksi takdirde insülinlerinin yapılma zamanları şaşar, yapmadıkları takdirde ciddi şeker yüksekliği, hatta koma bile gelişebilir. İnsülinlerini yaparlarsa da, ciddi hipoglisemi meydana gelir. Bu da hayatı tehdit edici bir durumdur.
Hipertansiyon hastaları eğer tek ilaç kullanıyor ve tansiyonları düzenliyse, sahur veya iftarda ilaçlarını almak üzere oruca izin verilir. Ancak bu şekilde tansiyon gidişi bozulursa, oruç tutma durumuna son verilir. 3-4 ilaç kullanarak tansiyon düzenlenebilmiş hastaların da oruç tutması önerilmez.
Böbrek hastalarının sıvı ihtiyacı önemlidir. 2-2,5 lt sıvı almalıdırlar. Bu nedenle böbrek hastaları da oruç tutmamalıdırlar. Diyalize giren hastalar ise asla oruç tutmamalıdırlar.
Gastrit, reflü gibi rahatsızlıkları olan hastaların ise sık ve az yemek yemeleri gerekir. Fakat hastalıklarının aktif döneminde değillerse orucu deneyebilirler. Eğer ağrı, şişkinlik, reflü başlarsa sonlandırmaları uygun olur. Nadiren bazı hastalar, toklukta bu yakınmaları daha yoğun yaşarlar. Bazen hastalara bu süreç iyi de gelebilir. Ancak uzun aç kalmak sıklıkla semptomları başlatır.
Hamileliğin ilk üç ayında, bebeğin organları oluştuğu için bu dönem önemli bir süreçtir. Bu dönemde; bulantı, kusma, fazla su tüketememe ve iştahta azalma görülür. Kusma sık olursa elektrolit kaybına yol açarak halsizliğe neden olabilir. Oruç, özellikle ilk aylarda yaşanan bu durumu daha da artırabilir. Mide boş kaldığı için bulantı ve kusmalar da artabilir. Oruç tutan anne adaylarında; uzun süren açıktan sonra iftarda birden yemek yenmesi ile birlikte boş midede bir anda şişkinlik ve hazımsızlık şikayetleri daha fazla görülebilir. Anne adaylarının bol sıvı alması ve posalı gıda tüketmesi önemlidir.
Diyabet hastaları oruç tutabilir mi? İşte uzmanından öneriler
Anne adayında düşük riski var ise bol sıvı tüketmesi önerilir. Oruç nedeniyle az sıvı alınması durumunda rahim kasılmaları olabilir ve erken doğum riski ortaya çıkabilir. Su, gebeliğin devamında, idrar yolu enfeksiyonlarından korunmada ve tedavisinde önemlidir. Gebelikte idrar yolu enfeksiyonları sık görülür. Bol sıvı alımı ise idrar çıkışını artırır.
Gebeliğe bağlı şeker intoleransı (hamilelik şekeri) veya diyabet (şeker) hastalığı gibi durumlarda; dengeli beslenmek, az az sık sık yemek son derece önem taşır. Bu durumlarda oruç tutulması hem anne adayında, hem de bebekte tehlikeli durumlara yol açabilir. Hamilelerin oruç sebebiyle gün içinde yeterince sıvı almaması tansiyon düşmeleri ve bayılmalara neden olabilir.
Gün içinde sıvı alınamaması annenin kan hacmini azaltacağı için bebeğin idrar çıkışı da azalır ve bebeğin içinde bulunduğu kesenin suyu azalabilir. Oruç tutan annelerde bebek hareketlerinin azaldığı da gözlemlenmiştir.
Riskli gebelik durumu tespit edilmiş olan anne adaylarının (diyabet, erken doğum riski, kanama, çoğul gebelik, gelişme geriliği gibi); oruç tutmaları sakıncalı olabilir. Gebelikte uzun süre aç kalmadan, sık sık ve azar azar yemek yenmesi önerilir. Hamileliğe bağlı tansiyon yüksekliği de oruç için riskli durumlar arasındadır. Oruç tutan gebelerin mümkün olduğu kadar sıcakta kalmamaları, sahurda bol sıvı tüketmeleri ve gün içinde istirahat etmeleri önemlidir.
İftar ve sahur arasında, gıdaları dengeli şekilde dağıtarak, sık aralıklar ve küçük porsiyonlarla protein, karbonhidrat ve bol sıvı alınması gereklidir. Kızartma, çok şekerli, tuzlu ve yağlı gıdalardan uzak durulması gerekir. Sahurda az yağlı, az tuzlu gıdaları tercih edin. Ağır tatlılar yerine dondurma veya hafif sütlü tatlılar tüketin. Yemek yedikten sonra ise hemen yatmayın. Anne adaylarının riskleri bilerek karar vermeleri, mutlaka doktorlarına ve diyetisyenlerine danışmaları gerekmektedir.
“Gebeliklerinin ilk üç ayı içinde oruç tutanlarda düşük doğum ağırlığı sıklığı %10 oranında daha fazla. Erken doğum olasılığı da oruç tutmayanlara göre daha yüksek. Yine bazı araştırmacılar düşük doğum tartısı ve erken doğum yanında, bu çocuklarda öğrenme güçlüğünün sıkça gözükmesinden dolayı, okul başarısının da olumsuz etkilenebilir.
Bebekle ilgili potansiyel risklerin yanında, özellikle bu uzun ve sıcak yaz günlerinde sıvı alımındaki yetersizliğe bağlı tansiyon düşmesi, çarpıntı ve halsizlik, uzun açlık sürecinden sonra iftarla beraber kan şekerindeki ani yükselme de orucun gebelerde üzerindeki olumsuz etkilerinden bazıları.
Gebeliğin ilk 3 ayını bitirdiyseniz ve olası problemlere rağmen oruç tutma konusunda kararlıysanız mutlaka doktorunuza danışın. Kadın doğum muayenesi yanında genel sağlık durumunuzla ilgili bir kontrolden geçmeden oruç konusunda kesin karar vermeyin.”
YAZIYI PAYLAŞ
YORUMUNUZ VAR MI?