Northeastern Üniversitesi’nde yapılan yeni bir araştırmaya göre, dans etmek en az koşu yapmak veya diğer egzersiz türleri kadar sağlığa faydalı olabilir. Bireylerin belirli bir dans türüne bağlı kalmadan, özgürce hareket etmelerinin kalp sağlığına iyi geldiği ve fiziksel aktivite ihtiyacını karşılayabileceği kanıtlandı. PLOS ONE dergisinde yayımlanan çalışmaya göre, dans ederken kalp atış hızı ve oksijen tüketimi, orta ve yüksek şiddette fiziksel aktivite seviyelerine ulaşabiliyor. Üstelik dans etmek için özel bir ekipmana ya da spor salonuna gitmeye gerek yok. Araştırmacılar, dansın sadece fiziksel sağlık için değil, aynı zamanda ruh sağlık için de olumlu etkileri olduğunu belirtiyor.
Dansın kalp sağlığını iyileştirdiği, esnekliği artırdığı ve psikolojik iyi oluşu desteklediği uzun süredir bilinen bir olguydu ancak önceki çalışmalar, dansın yoğunluğu hakkında kesin bir ölçüm sunmamıştı. Bu nedenle araştırmayı yürüten fizik tedavi ve rehabilitasyon bilimleri uzmanı Aston McCullough ve ekibi, insanların kendi belirledikleri tempoda serbestçe dans ettiklerinde, hareket yoğunluğunun ne seviyede olduğunu inceledi.
Egzersiz, kalp ilaçlarıyla boy ölçüşürken; inme ilaçlarını geride bıraktı
Araştırmada 18 ile 83 yaşları arasında değişen 50 katılımcı yer aldı. Katılımcılar, kendilerinin belirlediği orta ve yüksek yoğunluk seviyelerinde, hem müzik eşliğinde hem de müziksiz beşer dakikalık dans seansları gerçekleştirdi. Araştırmacılar bu sırada katılımcıların kalp atış hızlarını, oksijen seviyelerini ve algılanan efor seviyelerini ölçtü.
Çalışmanın sonuçları, müzik olmadan bile dans etmenin, orta ila yüksek yoğunluklu fiziksel aktivite düzeylerine ulaşmak için yeterli olduğunu gösterdi. Dahası, dans eğitimi almış olup olmamak enerji harcamasını etkilemezken, müziğin varlığı katılımcıların dans sırasında daha yoğun hareket etmelerini sağladı.Dansın, Hastalık Önleme ve Sağlığı Geliştirme Ofisi’nin yetişkinler için önerdiği haftalık en az 150 dakika orta yoğunluklu veya 75 dakika yüksek yoğunluklu fiziksel aktivite ihtiyacını karşılamaya yardımcı olabileceğini belirten McCullough, şu değerlendirmeyi yaptı:
“İnsanlar evlerinden çıkmadan, hatta sandalyede otururken bile dans edebilir. Bu nedenle dans, her yaştan insan için erişilebilir bir egzersiz biçimi sunuyor. Ayrıca egzersiz pek çok insan için ek bir iş gibi görünürken dans etmek eğlenceli bir aktivite gibi algılanabilir kişilerin katılımı ve başlaması için daha pratik bir aktivite olabilir.”
Düzenli egzersiz yapmak meme kanseri riskini ciddi oranda azaltıyor
Her ne kadar dans etkili bir kardiyovasküler egzersiz olarak görülse de, McCullough’a göre, tüm egzersiz ihtiyaçlarını karşılamıyor. Hastalık Önleme ve Sağlığı Geliştirme Ofisi ayrıca yetişkinlerin haftada en az iki gün kas güçlendirme egzersizleri yapmasını öneriyor.
“Dans etmek sadece eğlenceli bir aktivite olmanın ötesinde, herkes için uygulanabilir bir egzersiz seçeneği sunuyor. Break dance gibi bazı dans türleri, vücut ağırlığına dayalı direnç antrenmanlarını içerebilir,” diyen McCullough, şu saptamayı yapıyor: “Ancak, dansın kas gücünü nasıl etkilediğini daha iyi anlamak için daha fazla araştırmaya ihtiyacımız var.”
Yetişkinlerde Bireysel ve Serbest Dansın Mutlak ve Göreceli Yoğunlukları: Bir Pilot Çalışma
Amaç: Farklı dans türleri yetişkinler için çeşitli sağlık faydaları sağlar. Ancak, serbest dansın (belirli bir koreografiye bağlı kalmadan yapılan dans) yoğunluğunu ölçmek ve dans ile sağlık arasındaki ilişkiyi daha iyi anlamak için ek araştırmalara ihtiyaç vardır. Bu çalışma, yetişkinlerde kendi belirledikleri orta ve yüksek yoğunluktaki serbest dansın mutlak ve göreceli fiziksel aktivite (PA) seviyelerini değerlendirmeyi amaçlamaktadır.
Fibromiyalji hastaları için egzersiz hareketleri |resimli ve videolu sunum|
Yöntem: Bu çalışmaya 18 ila 83 yaşları arasında, 0 ila 56 yıl arasında dans deneyimine sahip 48 katılımcı dahil edildi. Katılımcılar, hem müzik eşliğinde hem de müziksiz olarak, kendi belirledikleri orta ve yüksek yoğunlukta 5 dakikalık serbest dans seanslarına katıldılar. Mutlak yoğunluk, dolaylı kalorimetri yöntemi ile metabolik eşdeğerler (MET = O2 ml·kg⁻¹·dk⁻¹/3.5) kullanılarak ölçüldü. Göreceli yoğunluk ise algılanan efor derecelendirme ölçeği (Borg ölçeği) ve kalp atış hızı ile değerlendirildi. Mutlak ve göreceli yoğunluk ölçümleri arasındaki ilişkiyi analiz etmek için doğrusal karışık etkiler modeli kullanıldı.
Bulgular: Katılımcılar, kendi belirledikleri orta ve yüksek yoğunlukta dans ettiklerinde, müzikli veya müziksiz olarak maksimum yaşa bağlı kalp atış hızlarının ortalama %76’sına, kalp atış hızı rezervinin (HRR) %74’üne ve Borg ölçeğinde 13 puana ulaştılar. HRR yüzdesi ölçümüne göre, tüm yetişkinler serbest dans seanslarında en az orta yoğunlukta fiziksel aktivite seviyesine ulaştı. Müziksiz serbest dansın ortalama mutlak yoğunluğu 5.6 MET olarak belirlendi. Müzik varlığı (β = 0.6) ve yüksek yoğunlukta dans etme niyeti (β = 1.1) MET değerleri ile pozitif ilişki gösterdi. Ancak yaş (β = -0.05) ve vücut kitle indeksi (BMI) (β = -0.10) MET seviyeleri ile ters orantılı bulundu.
Sonuçlar: Kalp atış hızı rezervi (HRR) kullanılarak yapılan değerlendirmeye göre, yetişkinlerin kendi belirledikleri orta-yüksek yoğunluktaki serbest dans seansları, önerilen haftalık 150 dakikalık orta yoğunlukta fiziksel aktivite süresine ulaşmaları için yeterli bir fiziksel uyaran sağladı. Bu bulgular, bireylerin istedikleri şekilde dans etmelerinin, önerilen fiziksel aktivite düzeylerini karşılamalarına yardımcı olabileceğini göstermektedir.
Kaynaklar ve Referanslar:
1- Absolute and relative intensities of solo, free-form dancing in adults: A pilot study, PLOS ONE (2024). DOI: 10.1371/journal.pone.0313144YAZIYI PAYLAŞ
YORUMUNUZ VAR MI?